Özel sektörün maaşlı, sigortalı, mesaili bir çalışanıyken nasıl geliri belli olmayan, geleceği belirsiz rekabeti bol üstüne üstlük gecesi gündüzü olmayan bir işe kısacası doğum fotoğrafçılığı macerasına nasıl atıldım biliyor musunuz?
Bu hikayenin arkasında “risk aldım, bir gün fişi çektim, patrona posta koydum” gibi bir hadise bekliyorsanız içerik size fazla sıkıcı gelebilir. Çünkü gayet mantıklı ve risksiz bir hamle yaparak bu sektöre adımımı attım diyebilirim.
İş yerimde sıradan bir gün yaşıyorduk. İş gereği youtube’da zaman geçiriyordum. Sizde yaşamışsınız, youtube’da gezinirken birden kendinizi bambaşka bir noktada bulursunuz. Aynen başıma gelen buydu. Gerçek doğumlara dair o gün yaşanan olayların kısa bir filmi müzik eşliğinde yayınlanmıştı. Aklımda ne çocuk fikri, ne annelik düşüncesi olmamasına rağmen bu kısa filmler çok ilgimi çekti. Biraz daha izlemeye karar verince farkettim, buna “Doğum Hikayesi” adı verilmişti. İsmine ayrıca bayılmıştım. Ne tatlı bir isimdi! Oldum olası “hikayecilik” üzerine düştüğüm bir konu olduğundan hemen ısınmıştım mevzuya. Ben de kısa filmler çekmiştim ama hepsi kurmacaydı. Oysa ki burda yaşanan gerçek bir olay vardı, rol yada senaryo yoktu. Çok heyecanlanmıştım bu fikre.
O sıralar büyük bir yoğunluktan sıyrıldığım dönemdeydim. Yüksek lisans tezimi teslim etmiş ve ‘neden sahada çalışmıyorum’u sorguluyordum. Çünkü Görsel Sanatlar’dan mezun olmuştum. Yaptığım işin içinde de sanat olmasına rağmen masa başı bir işti ve hayalgücümle yeteneğimi çok da ön plana çıkaramıyordum.
Tabii doğum hikayelerini izledikten sonra herşeyi bırakıp doğum fotoğrafçılığı yapmaya başlamadım. Başta da uyarmıştım sizi bu öyle bir hikaye değil!
Doğum hikayelerini, fikrine çok güvendiğim eşime anlattım. Alper bu konuyla çok ilgilendi ve benden daha çok heyecanlandı diyebilirim. Onun da kafasına yatması, beni biraz daha araştırma yapmaya itti. Öncelikle doğum fotoğrafçılığı nasıl yapılır, doğum fotoğrafçısı olmak için neler gereklidir diye iyice fizibilite ettim.
İlk öğrendiğim bu işi yapmak için belge sahibi olmanız gerektiği! Benim diplomalar bu noktada işe yarayacaktı. O kısmı halletmiştim.
Bir sonraki adım deneyim! Deneyim sahibi değildim, daha önce bu sektörde kimseyi asiste etmemiştim. Elimde doğuma dair hiçbir portföy yoktu. Ben bu araştırmaları yaparken internetten bir hastane çalışanıyla tanıştım ve bana kendisinin doğum yapacağını ve bu anlarını benim görüntülememi istediğini söyledi. Daha önce yapmadığım için bu anlarını rezil etmekten çok korktuğumu kendisine belirttim tabii. Ama o bana benden daha çok inandı diyebilirim. Doğumunda görev alacak herkesin arkadaşı olduğunu ve bana yardımcı olacaklarını söyledi. Resmen fırsat ayağıma gelmişti. Bu arada ben hala işi bırakmamıştım. Sadece yapabilecek miyim diye denemek istemiştim. İlk doğum tecrübemi Aylin Hanımın kızı Alin’in doğumuyla yaşadım. Çok sorunsuz ve mükemmel bir çekim yaşadık ancak Alin küvezde kalmak zorunda olduğu için çekimi tamamlayamadık. Umarım şuan çok sağlıklıdır. 5 yaşında falan olmalı:)
İlk bebeğimin küveze girmesi beni çok etkiledi tabii o zamanlar bu durumlara hiç alışkın değildim, artık çoğu bebeğin bu tip problemlerle karşılaşmasının gayet doğal olduğunu biliyorum. Ama o gün o ana tanık olmak büyüleyiciydi. Üstelik o an hiç doğuma odaklanmamıştım. Tek isteğim minik Alin’e hiç hatırlamayacağı bu günü gelecekte gösterebilmekti. Çok şükür başarıyla tamamlamıştım görevi. Çok uzun süre Alin’in doğum anını portfolyomun en baş köşesinde kullanacağımdan habersiz, işim olan sanat danışmanlığını yapmaya devam ettim. Birçok yönden rahat bir iş yapıyordum, haftasonları tatilim vardı, mesai saatim 17.00’da bitiyordu. Sevdiğim insanlarla ve maddi kaygıları düşünmeden gül gibi geçinip gidiyordum. Evet doğum anına tanık olmak çok özel ve güzel bir duyguydu. Ancak benim bu rahatımı ve düzenimi bozmama değer miydi! Üstelik iş bulabileceğim ne malumdu!
Aylar sonra büyük bir şok yaşadım. Hiç beklemediğim bir anda iş yerim kapandı. İşin kötü yanı Alper’le aynı yerde çalışıyor olmamızdı. Şimdi ikimizde işsiz kalmıştık. Bir yandan bir yıl önce aldığımız evin kredileri vardı. Onları da ödemek zorundaydık. Ben bu kriz anlarından çok panik olurum. O nedenle bir an önce iş bulmalıyız diye dertlenmeye başlamıştım. Doğum fotoğrafçısı olmak o an aklıma bile gelmemişti. Çünkü bu büyük bir riskti, benim için önemli olan ay sonunda hesabıma para yatması gerekliliğiydi. Aradan 1 ay geçmeden mail kutuma gelen bir maili farkettim. Çektiğim fotoğrafları doğum yapacak bir anne adayına göndermiştim, çalışmalarımı çok beğendiğini benimle yüzyüze görüşmek istediğini yazmıştı. İşte o an aklıma geldi, ben doğum fotoğrafçısı olmak istiyordum! İş yerim kapandı ve arkasından beklemediğim bir mail geldi! Bu bir mesajdı! Belki de değildi ama ben o an öyle algılamak istemiştim. Resmen bu işe itilmiştim ben!
İşte riski o zaman aldım. Devam eden kart ve kredi borçlarımıza rağmen yeni bir makine almak istedim. Bunu eşimle de paylaştım. Dönemin parasıyla istediğim makine 20 bin liraydı. Eşim başta “sıkışık bir dönemdeyiz kendi makinanla da çekim yapabilirsin” dese de, ben “hayır bir işi yapacaksam en iyi şekilde yapacağım” dedim. Şunu da belirtmek isterim ki ‘makina araçtır, önemli olan kullanıcısıdır’ fikrine kesinlikle katılıyorum. Ancak bir işi profesyonel olarak yapmak istiyorsanız ekipmanınız da buna hazırlıklı olmalı. Makinamı aldıktan sonra maili atan aileyle buluşma ayarladım. Onlar doğum hikayesi de istiyorlardı. İşte elime ikinci fırsat da geçmişti. Bunu yapacağım için bu sefer hiç tedirginlik hissetmedim. Beni fotoğraftan daha çok cezbeden bir şey varsa o da filmdir.
İkinci işimi de bu şekilde tamamlamıştım. Ee bundan sonra ne olacaktı?
Alper bana hemen bir websitesi kurmuştu. O zamanlar sosyal medya bu kadar yaygın değildi. Hele instagram’dan alışveriş yapma olayı çok da yaygın olmayan bir seçenekti. Ne yapacağımı düşünürken bir yakınımız Armut adlı siteden bahsetti. İnsanlar buradan hizmet verenlerle buluşuyorlar ve teklif alıyorlarmış. Hemen üye olup bir sayfa açtım kendime. Ve bu dönem ticari anlamda gerçekten bazı şeylerin farkına varmamı sağlayan beni kötüyle karşılaştırıp kendi yolumu bulmama aracı olan bir dönem oldu. Ancak buna da başka bir yazıda değineceğim. Çünkü hikayenin bundan sonrasında artık doğum fotoğrafçısı oluyor ve şükürler olsun ki hızla yol katetmeye başlıyorum.







