Her mesleğin kendi içinde dinamikleri mevcuttur. Doğum fotoğrafçılığınınsa dinamikleri olduğu kadar dinamitleri de mevcut. Her zaman tetikte olmanızı gerektirecek bu mesleğin inceliklerinden bahsetmek istiyorum.
Ben bu mesleğe başlarken hiçbir doğum fotoğrafçısı tanımıyordum. O nedenle benim için en önemli kaynaklar yazılı olanlardı. Bunu kendime bir görev olarak addederek bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Umarım mesleğe yeni adım atacaklar için yardımcı olacaktır.
Öncelikle “doğum fotoğrafçılığı nedir?”den başlayayım. Doğum fotoğrafçılığı, bir doğum anının başlangıcından bebeğin ailesine veriliş anına kadar yaşanan sürecin fotoğraflanmasıdır olarak kalıplaşacak bir tanım getirebiliriz. Ancak olayın duygusal boyutuna bakarsak 9 ay boyunca annesinin karnında hayat bulan minicik bir canlının hayata başlangıç mucizesini ölümsüzleştirmek olarak daha yerinde bir cümle kurabiliriz.
Öyle bir ana şahit oluyorsunuz ki asla tekrarı olmayacak kısacık bir an, birkaç saniyeden ibaret kutsal bir görev bu. Düğün tekrarlanır, moda çekimi tekrarlanır, aile çekimi yeniden yapılır, bir bebeğin yenidoğan süreci 15 gündür bu süreci bir gün kaçırsanız diğer gün yakalayabilirsiniz. Ancak doğumun tekrarı yok. Unutmayın ki karşınızdaki ailenin sizden beklentisi o anı kaçırmamanız. O nedenle en en önemli kısım dakiklik!
Bana göre bu işin ilk kuralı o anı kaçırmamak. Doğumdan önce annenin yanında olmanız bile anneye güç verecektir. Birçok anne yakınlarından ziyade fotoğrafçısının geldiğini duyunca rahatlar. Artık o anne için herşey tamamdır. Hatta eşi bile olmasa sorun değildir, çünkü yanında o anı ileride istediği herkesle paylaşmasını sağlayacak bir profesyonel vardır.
Birçok ailenin kendi ilk çocuklarından deneyimleriyle yada etraftan duyduklarıyla söyledikleri bir şey var. Fotoğrafçının kasıtlı yada kasıtsız doğuma gelmemesi! Arkadaşlar bu sizin göreviniz! Siz eğer doğum fotoğrafçısı oldum diyeceksiniz özel işlerinizden, ufak rahatsızlıklarınızdan, tatilinizden, özel günlerinizden, misafirinizden, duygu durumlarınızdan, gecenizden, gündüzden, uykunuzdan daha önemli bir şey varsa o da söz verdiğiniz annenin doğumudur. Bu tip öncelikleri olan yada gece ulaşım problemi yaşayacak kişilere asla bu işe bulaşmamalarını tavsiye ederim. Kaldı ki size yapılmasını istemeyeceğiniz bir durumu başka bir aileye yaşatamazsınız. Ben sadece sezaryenlere giderim, normal doğum çalışmıyorum deme lüksünüz de yok ayrıca. Çünkü doğum bu. Gün ve saat doktor tarafından belirlense de bir gece yarısı anlaştığınız annenin sancısı yada suyu gelebilir. Gece gece siz gidemezseniz başka bir doğum fotoğrafçısı bulma ihtimali de olmayacağından bu kötülüğü lütfen kimseye yapmayın ve kendinize başka bir sektörde yer verin. Lütfen!
Zaman konusunda bir kısıtım yok! Doğumların fedaisiyim diyorsanız gelelim diğer mevzulara…
TEKNİK DONANIM
Tabii makine bilmeden program bilmeden bu işe giriş yapmayı düşünmeyeceğinizi tahmin ediyorum.
Ama varsayalım ki siz işin çok başındasınız. Hiçbir şey bilmiyorsunuz. O zaman öncelikle eğitim almalısınız. Bana kalırsa bu iş ve diğer tüm işler için o bölümü üniversitede okuyarak temel kurmak önemlidir. Tabii birçok kurs ve özel ders veren yerler kişiler de mevcut. Ancak siz bir işin erbabı yani söz sahibi olmak istiyorsanız, yarın öbür gün iki kelam edecek, işlerine bakıldığında sanatınız da konuşacaksa muhakkak üniversite şart!
Yok ben o kısmı yapamam diyenler hem fotoğraf çekimi hem de program öğrenmek için kursları tercih edebilirler.
Yalnız şunu uyarmak isterim. Makine ayarlarını bilmeniz iyi fotoğraf çekeceğiniz anlamına gelmez. Kurs sonunda hangi tuşun hangi işe yaradığını öğrenir ancak yine de olmuyor, fotoğraflarımda istediğim şeyi yakalayamıyorum diyebilirsiniz. Bunun nedeni, gözdür yani sanatsal bakıp doğru kompozisyonu kurabilmektir. Öyle çok kişiyle tanıştım ki ne kadar anlatsam da tarif de etsem defalarca da deneyimlese de o gözün gerektirdiği donanıma sahip olamadı maalesef.
Hangi makinayı tercih etmeli, hangi lensi kullanmalıyız? Sorusunun tek ve doğru cevabı olamaz. Onu ancak zamanla anlayabilirsiniz. Makinayla uyum ve istediğiniz görüntüyü yakaladığınızda tamam diyerek kendi ekipmanınızı kurmuş olacaksınız. Benim doğumlarda tercihim Canon Mark IV, en rahat ettiğim lens de Canon 24-70mm F2.8’dir.
“Fotoğrafı çektim ama nasıl düzenleme yapacağım” kısmında Adobe kullanıcısı olarak tabii onu öneririm. Alternatif ve çok daha zahmetsizler var ancak aynı performansı alabileceğiniz program yok. Adobe Lightroom, Adobe Photoshop, Adobe Premier ve Adobe After Effect benim işime yarayanlar. Son ikisini video da çalışacaksanız öğrenmelisiniz. Yoksa lightroom ve photoshop yeterli olur.
Doğumların fedaisiyim, eğitimimi aldım, makinamı edindim ve programları biliyorum. Sonra?
Kendime bir hesap açayım bir de websitesi ve çekimlere başlayayım diye düşünüyorsanız, hiç düşünmeyin yapın. Ancak bu şekilde kaç kişiye ulaşacak, elinizde portfolyonuz olmadan kime kendinizi kanıtlayacaksınız! Şuan yüzlerce doğum fotoğrafçısının sektörde iş yaptığını kimilerininse çok gerilerde olduğunu sürekli birilerinin elendiğini çabanın boşa gittiğini kimilerininse bir şekilde tutunduğunu olduğunuz yerden takip ediyorsunuz. Eminim ben sektörde yer edinebilecek miyim sorusu çokça içinizden geçiyor. Peki formül nedir?
Bana kalırsa bu işte usta-çırak ilişkisi çok önemli. Kendinizi birden sektörün içine atmanızı hiç tavsiye etmem. Asistan arayan bir profesyonelle işe başlamanız hem sizi geliştirecek hem de eksiklerinizi kapatma, yeni bir vizyon kazanma, kendinizi riske etmeme gibi sayısızca fayda sağlayacaktır.
Sizin aklınıza gelecek bir diğer fikir, eşin dostun doğumuna katılmak olacaktır. Tabii bu da bir seçenek. Muhtemelen doğumhane/ameliyathane kurallarını bilmediğiniz için başlarda çok azar işitmeye hazırlıklı olun. Etrafınızdaki insanların doğumlarını beklerken de bir süre kaybı yaşayacaksınız üstelik.
Çevremde kimse yok, acaba ücretsiz çekim yapsam birilerine? İşte en zorlu kitleyle mücadele etme anlarınız o zaman başlıyor demektir. Asistan ilanı verdiğim dönemde tanıştığım birinin anılarını aktarıyorum. Sayısız eğitim almış, dünya kadar para harcamış, şunun eğitimi iyi değil öbürü daha kaliteliydi diye çıkarımlarda bulunacak kadar çok yeri test etmiş bir hanımkızdı. Öyle ki alıştırma yapmak adına evine deck(bebek çekimlerinde kullandığımız ahşap platform) bile yaptırmıştı. Yaklaşık 10 kadar doğumun çekimini ücretsiz yaptığından bahsetti. Daha ne kadar ücretsiz çekim yapacağını da bilmiyordu. Üstelik çekim yaptığı ailelerin nazları bitmek bilmeyen istekleriyle uğraşmak da cabasıydı. Aslında hem kendine hem de sektöre verdiği zararın farkında değildi.
Arkadaşlar, siz de bir gün profesyonel olduğunuzda farkına varacaksınız ki sizin emek harcayıp emeğinizin karşılığını aldığınız bir işi biri ücretsiz yaptığında bu sizin haklarınızı baltalayan linç eden kötü bir eylem oluyor. Herşeyden önemlisi siz bir iş için ücret almadığınızda o işe olan motivasyonunuz azalacak bir süre sonra yada daha başında işinizi savsaklayacaksınız (insanlık hali ve doğal olarak). Sizin insanlarda bıraktığınız bu intiba onların ve çevrelerinin sektöre olan inancını yitirmesine sebebiyet verecek ve bu işten ekmek kazanan kişilere büyük bir haksızlık olacak. Bu kişi gelecekte siz de olabilirsiniz, biraz empatiyle bence durumu daha iyi anlayacaksınız.
Ailelere bakan yönüyle ise, bu özel günlerini amatör birine emanet etmek büyük bir risk olacak. O kişi doğumunuza yetişecek mi, yetişse bile o anları görüntüleyebilecek mi yoksa siz doğum yaparken o yere düşüp bayılacak mı? Doğum fotoğrafçınız yanlış bir davranış yada bir kural ihlali yaptığında doğumdan dışarı atıldığını izlemek de istemezsiniz öyle değil mi! He bir de, o kısacık anı yakalayabilmek de profesyonellik gerektiriyor. Bu da bilmediğiniz ama inanılmaz önemli bir diğer detay! Sanırım kimse fulü yada hareketli çıkmış bir fotoğrafa bakıp bebeğinin yüzünü seçemediği bir görüntüden hoşlanmaz.
Herşeyi geçtim, ey doğum fotoğrafçısı adayı arkadaşım!
Senin zamanın, eğitimin, paran çöp mü? Öncelikle ücretsiz olması insanlarda kalitesiz olacağı yönünde bir algı bırakarak işini mükemmel bir şekilde icra etsen de beğenilmemesine yol açacak. O nedenle daha sen çekimi yapmadan anlaşma aşamasında bu ihtimali düşünen aile, haliyle sana aklına gelemeyecek sorular yöneltecek ve bazen bunaltacaktır. Üstüne bir de sana fotoğraflarını kullanma izni verecek mi orası da ayrı bir soru işareti olacak. Karşındaki aile sana söz verip bir yandan bekletirken diğer yandan profesyonel bir fotoğrafçıya kapora da vermiş olabilir (eğer o yetişemezse sorun çıkarsa yedekte seni bekletmek adına).
Hiçbir iş, hiçbir insan, hele de akıp giden zaman değersiz değil. Önce siz kendi kıymetinizi bilin, sonra diğer insanlar size değer vermeye başlayacaktır.
Velhasıl bilemediğimiz daha ne artılar eksiler vardır elbet. Ancak bu yazımda biraz giriş aşamasındaki engelleri konu alarak az da olsa sizleri bilgilendirmeyi hedefledim. Umarım faydalı olmuştur.
Herkesin yolu açık olsun.
İyi çalışmalar…







